En Romantik On Film

romantik-filimler.jpg

İnternette gezinirken en iyi romatik film olarak seçilmiş bu on filmi gördüm. sinema.com sitesinden de filmler hakkında özet bilgileri aldım. Belkide çoğumuz bu filmleri birkaç kere seyretmişizdir ama içlerinden seyretmedikleriniz varsa da çok geç değil:)  Hem havalarda soğumuşken evde oturup film izlemek en iyi seçim gibi görünüyor.

Titanic (1997)
Yüzyılımızın başları… Ademoğlunun doğa üzerindeki egemenliğinin göstergesi, insan elinden çıkmış en büyük ve en gösterişli yüzen araç olan Titanic yola koyuldu. Batmaz, sarsılmaz denilen bu büyük lüks yolcu gemisinde yolculuk yapmak, 20. Yüzyılın muhteşem bir rüyasıydı. Ancak bu büyük rüya sadece 4.5 gün serecek ve anısını bir sonraki yüzyıla bile taşıyacak büyüklükte bir kabusa dönüşecekti. İşte bugün bile heyecan uyandıran bu acı ancak bir o kadar da sinematografik felaket hikayesini bu kez James Cameron’un yönetiminde ve sinema tarihinin gördüğü en büyük bütçeyle gerçekleştirilmiş son versiyonuyla izliyoruz. Geminin ilk ve son yolculuğuyla örtüşen, kısa soluklu ama ölümsüz bir aşk öyküsüne yer veren Cameron, Titanic kadar büyük bir aşk öyküsü merkez alarak, bu bildik felaketi farklı bir tarzda anlatmak istemiş. Aşıklar ise son dönemde yükselen yetenekli genç oyuncular kuşağının öne çıkan isimlerinden Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio. 1998’de 14 dalda Oscar adayı olan Titanic, 11 dalda heykelcik kazandı.

Rüzgar Gibi Geçti / Gone with the Wind (1939)
Amerikan İç Savaşının hemen öncesinde Tara’da yaşayan bir zengin ailenin kızı Scarlett O’Hara, güzelliği ve huysuzluğuyla ün yapmış genç bir kız. Küçüklüğünden beri aile dostları Ashley’e aşık. Ancak Ahley onu o gözle değerlendirmiyor. Ashley, Scarlett’in kuzeni Melanie’yle evlenmek istiyor çünkü. Scarlett’in annesi kızını bu düşünceden uzaklaştırmak için onu büyük bir baloya götürüyor. O baloda Scarlett, yakışıklı Rhett Butler ile tanışıyor. Aynı gün de zaten İç Savaş patlak veriyor. Scarlett en başta Rhett Butler’dan nefret eder ama sonra aralarında savaşla beraber ateşlenen bir aşk başlar. Ama gelgitler yaşayan bir aşktır bu. Sebebi de Scarlett’in hala Ashley’i unutamaması…

Filmin baş kadın kahramanı Scarlett O’Hara rolü için 1400 aktris denenmişti. O zamanlar pek tanınmayan genç İngiliz aktris Vivien Leigh sonunda Scarlett olarak seçilmişti. 125 günlük çalışmasının sonucunda 25.000 $ kadar kazanmıştı. Buna karşılık o zamanın en önemli “star”ı Clark Gable 71 günlük çalışmasıyla 120.000 $ gibi bir ücret almıştı.

Özel Bir Kadın / Pretty Woman (1990)
Yönetmen Gary Marshall’dan modern bir Sindrella hikayesi. Edward (Richard Gere) iş dünyasında son derece sert ve zengin bir işadamıdır. Los Angeles’a bir iş gezisi için geldiğinde rastlantısal bir şekilde tanışta genç bir fahişe olan Vivian (Julia Roberts) bir gece geçiriyor. Bu iki insan birbirlerinden hoşlanıyorlar ve Edward, Los Angeles’da kalacağı bütün bir hafta için Vivian ile para karşılığı anlaşıyor. Böylece Vivian caddelerden müşteri beklerken bir anda bambaşka bir dünyaya girmiş oluyor. Üstelik giderek Edward’a da aşık oluyor.
Filmdeki rolüyle Julia Roberts Oscar’a aday gösterilince, oyuncunun birden yıldızı parlamıştı.

Harry, Sally ile Tanışınca / When Harry Met Sally (1989)
Harry (Billy Crystal) ve Sally (Meg Ryan) ortak arkadaşları sayesinde beraber bir New York yolculuğu yaşamak zorunda kalıyorlar. İkisinin de başka sevgilileri vardır aslında. Yol boyunca her konuda hem de her konuda tartışan bu sevimli çiftin yolu New York’a varınca ayrılıyor….bir süreliğine. Aradan geçen zaman içinde birkaç kez daha karşılaşıyorlar ama hep başkalarıyla beraberken. Sonra daha sık görüşmeye başlıyorlar ve çok iyi dost oluyorlar. Sally, Harry’nin tanışıp da yatmadığı tek kadındır. Sally ise seksüel ilişki olmadan da bir kadın ve bir erkeğin arkadaş olabileceğini savunuyor. Harry en başta aynı fikirde değil ama araya “aşk” girince işler de değişiyor.
Rob Reiner’ın kadın – erkek ilişkileri konusunda sıcak ve eğlenceli bir film yaptığı kesin. Ancak filmin sonunda “Bir kadın ve bir erkek arada seks olmadan arkadaş kalabilirler mi ?” sorusunun cevabı “hayır kalamazlar” gibi gözüküyor.

Hayalet / Ghost (1990)
Amerikan sinemasının en duygusal filmlerinden birisi…Sam (Patrick Swayze) ve Molly (Demi Moore) birbirlerine delicesine aşık bir çift. Yeni bir apartmana taşınan çift, yolda serseriler tarafından saldırıya uğruyor ve Sam kavga sırasında öldürülüyor. Ancak Sam bir hayalet olarak yaşamayı sürdürüyor ve sevgilisini tehlikelerden uzak tutmak ve kendi ölümünü planlayanları bulmak için işin inceliklerini öğrenmeye başlıyor. Bu arada insanlarla bir falcı aracılığıyla iletişim kurmayı başaran Sam, adım adım ‘öteki dünyaya’ ilerlerken Molly’e daha çok aşık olmaktan kendisini alamıyor.

Melekler Şehri / City of Angels (1998)
Los Angeles’da görevli, yorulmak bilmez bir melek olan Seth (Nicholas Cage), tamamen bilimsel düşünen, ancak ortada belli bir neden yokken bir hastasını kaybedince, kendisine güveni oldukça sarsılan bir kalp cerrahı olan Dr. Maggie Rice (Meg Ryan) ile karşılaşıyor. Seth hastane odasında ölen adama yardım etmek için bulunsa da, birden Maggie’nin çekiciliğine kapılıyor ve yaşadığı bu özgüvensizliği aşmak konusunda ona yardım etmek istiyor. Daha sonra genç doktora aşık olunca, bu gözlemlediği ancak yaşayamadığı dünyada var olmak istiyor. Seth, Maggie’yi kendisine çekip büyülüyor, ancak birbirlerine olan tutkuları derinleştikçe Maggie, geçmişi dahi olmayan bu mükemmel yabancıyı sevmenin ne kadar akla uygun ve sağlıklı olduğunu sorgulamaya başlıyor. Aşk bu iki insanın da ‘normal’ hayatlarını bırakmalarına değecek kadar değerli mi ?

Mesajınız Var / You’ve Got Mail (1998)
Yönetmen Gary Marshall’dan modern bir Sindrella hikayesi. Edward (Richard Gere) iş dünyasında son derece sert ve zengin bir işadamıdır. Los Angeles’a bir iş gezisi için geldiğinde rastlantısal bir şekilde tanışta genç bir fahişe olan Vivian (Julia Roberts) bir gece geçiriyor. Bu iki insan birbirlerinden hoşlanıyorlar ve Edward, Los Angeles’da kalacağı bütün bir hafta için Vivian ile para karşılığı anlaşıyor. Böylece Vivian caddelerden müşteri beklerken bir anda bambaşka bir dünyaya girmiş oluyor. Üstelik giderek Edward’a da aşık oluyor.
Filmdeki rolüyle Julia Roberts Oscar’a aday gösterilince, oyuncunun birden yıldızı parlamıştı.

Sen Uyurken / While You Were Sleeping (1995)
Lucy yalnız bir genç kadındır. Noel zamanı bir gün metro durağında beklerken bir adamın raylara düştüğünü görüyor. Peter adındaki bu adamın hayatını kurtarıyor ve hastaneye yatmasına yardımcı oluyor. Peter kendinde değilken Lucy bu adamın hayatı boyunca beklediği gibi bir adam olduğunu düşünüyor. Bu arada Peter’ın epeydir görüşmediği ailesine de onun nişanlısı olduğunu söylemek zorunda kalıyor. Peter’ın kardeşi Jack’in ortaya çıkmasıyla Lucy’nin aklı daha da karışıyor. Çünkü Jack de çok iyi bir adamdır… Noel zamanı geçen bu romantik hikaye daha çok Sandra Bullock ve Bill Pullman sayesinde seyrediliyor…

En İyi Arkadaşım Evleniyor / My Best Friend’s Wedding (1997)
Yıllar önce Michael ve Julianne, eğer 28 yaşına geldiklerinde hala kimseyi bulamamışlarsa birbirleriyle evleneceklerine söz veriyorlar. 28’ine yaklaşan Julianne (Julia Roberts) Chicago’da spor yazarı olan Michael’in (Dermont Mulroney) aramasıyla umutlanıyor. Ama Michael’ın bir başkasıyla evlenmek istediğini öğrenince büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Kaybettiğini anlayıncaya dek Michael’ı sevdiğini farketmeyen Julianne mücadele başlıyor ve düğün gününe kadar olan dört günlük süreyi onu yeniden elde etmek için kullanmaya karar veriyor. “Muriel’in Düğünü” adlı komedisiyle tanıdığımız Avustralyalı yönetmen P.J. Hogan, bu son filminde de romantik komedi türünü kullanarak kırık kalpler dünyasında geziniyor.

Sabrina (1995)
Unutulmaz Yönetmen Sidney Pollack (The Firm, Interpreter) ve ünlü oyuncu Harrison Ford’dan (Indiana Jones) eğlenceli bir aşk hikayesi.
Aşk eğlenceli bir şey. Özellikle Harrison Ford, Julia Ormond ve Greg Kinnear gibi kalplarinizi ısıtacak bir oyuncu kadrosu üçgeninde geçiyorsa. Sydney Pollack’ın yönettiği Sabrina, adete bir peri masalını gerçeğe dönüştürüyor.

8 Comments
  1. melekler şehri gerçekten güzeldi.
    bulutları beklerken ve dar alanda kısa paslaşmalar da benim duygulandığım filmlerden dir.

  2. Melekler şehrini bende beğenmiştim. Soğuk Dağ’da bu listeye ilave edilseydi keşke çok güzeldi. Bulutları Beklerken’i izlemedim tavsiyen için teşekkür ederim.

  3. Rüzgar gibi geçti filmini bir arkadaşım bana tavsiye etmişti.Scarlett O’hara da koç burcu bir kadınmış da seyret kendini gör demişti seyredeceğim hala:))

  4. Ghost!!! işte aşkın en saf halini gözlerinizin önüne seren eşsiz bir film,İzlemeyen yoktur gerçi ama eğer varsa kendinizi ödüllendirin derim :)

  5. Bence bu listede “Tutku Gülleri “‘‘Bed of Roses’’
    eksik. Her defasında izlerim. Christian Slater, Mary Stuart Masterson oynuyor. 1996 yılının filmi tavsiye ederim.

  6. liste hoş ama bencede tutku gülleri olabilirdi. daha başarılı bir film olabilirdi fakat özellikle’lila güller’kısmı çok etkileyici. bu arada’sen uyurkan’filminin dvd sini nerden bulabilirim? lütfen yardım edin

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak